ELEKRONİK TABLOLAR, NÖRAL AĞLAR VE NEURALİNK TEKNOLOJİSİ KİŞİSEL VERİ İHLALİNE SEBEP OLUR MU?

ELEKRONİK TABLOLAR, NÖRAL AĞLAR VE NEURALİNK TEKNOLOJİSİ KİŞİSEL VERİ İHLALİNE SEBEP OLUR MU?

Elon Musk yeni bir buluşla karşımıza çıktı.  İnsan ile makinenin yeni konuşma aracı olan ve insan beynini bilgisayara bağlamayı hedefleyen oldukça iddialı bir proje :  ‘Neuralink’…

Aslında işin özü insan beyninin kablosuz her yönden iki yönlü iletişime açık hale getirilmesi ve insanların gerek cihaza bağlı olarak gerek doğrudan bir başka insan veya makine ile iletişim kurulmasına olanak sağlamasıdır.

Nöral ağlar belli örnek biçimlerini modelleyerek esnek yapılar inşa edebiliyor ve bu ağlar görüntüleri ayırt etmede son derece başarılı hale gelmiş durumdalar.  İş dünyasının temel aracı olan elektronik tablolar ise son yıllarda son derece işlevsel hale gelmeye ve yapay zeka entegrasyonuyla çalışmaya başladılar.

Peki bu teknolojiler insanlarla makinelerin birlikte çalışıp yaşayacağı bir dünya oluşturur mu? Ya da insan beyninin hacklenmesine ve kişisel verilerinin ihlal edilmesine kapı mı açar? Kısacası bu teknolojiler -melek mi şeytan mı detaylı inceleyelim.

Son yıllarda salt nöral ağların geliştirilmesiyle yapılandırılmış veriler, metin ve rakamların yer aldığı sütun ve satırlardan çok yapay zeka araştırmacılarının odak noktası oldu. Bu durum yapılandırılmış verilerin temel unsur olduğu tıbbi araştırma, finans ve operasyon gibi alanlarda veri bilim insanlarının yararlanma alanı oluyor. Örneğin veri bilim insanları 55 bin kanser hastasının sağlık bilgilerini ve genom verilerini içeren elektronik bir tablo hazırlamak için aylarca çalıştılar. Buradaki alanlar ise yaş, kolesterol düzeyi ve kalp atımları gibi genel bilgilerin dışında detaylı moleküler profiller çıkarmak ve genetik anormallikler gibi daha sofistike detayların da incelenmesini sağlamaktı. Bu detaylı kişisel sağlık verilerinin nöral bir ağa aktarılarak hastanın sağlık durumuyla ilgili detaylı bir gen haritası çıkarmak amaçlanmaktadır. Hedef ise elbette ki her hastaya özel kişiselleştirişmiş tedavi seçenekleri sunmaktır.  Yani elektronik tablolara benzer yapılandırılmış verilerin nasıl kullanılacağını nöral ağlara öğretmeye başladılar.

Bu uygulamanın sunduğu fırsatlar ise  yaklaşık 5,8 zettabayt kişisel verinin elde edilebileceği yönündedir. Bir araştırma kuruluşu olan IDC’nin tahminine göre 1 zettabayt verinin dahi kabaca dünyadaki tüm plajlardaki kum taneciklerinin sayısına eşdeğer olucağı yönündedir. Bu bağlamda nöral ağların sunduğu sonsuz esneklik ve yaratabileceği kişisel verinin derinliği ise yapay zekanın sofistike yönünü paha biçilmez kılıyor. Bu da demek oluyor ki 40  yıl önceki kanser hastalarının dahi klinik verilerinin karşılaştırabilir hale gelerek detaylı elektronik tablo analizleri ile ve belli bir tedaviyle hastanın ne kadar yaşayabileceğini nokta atışı tespit edebilme ya da yaşam sürecini uzatma gibi değerlerin nöral ağların eğitilebilme ile  sağlanabileceğidir.

Şu anda pandemi nedeni ile  sağlık teknolojilerine odaklanmanın zirve yapmış olduğu bir dönem yaşıyor olsakta bu çalışmaların sadece kişisel sağlık verisi elde etme ya da gen haritası çıkarmada kullanılmayacağı aynı zamanda elektronik tablolarda saklanan veriler ile ticari anlamda risk ya da müşteri memnuniyeti alanlarını daha anlamlı hale getirmek ya da online atılan bir tweetden insan duygularının okunabilme fırsatına haiz olmaya kadar birçok çeşitliliği mevcut olucak.

Tüm bu teknolojik değişim ve gelişimlere ise  melek tarafından bakınca çok  önemli bir dijital reformlardır. Alzheimer, otizm, felç veya kanser gibi birçok hastalığa çare bulunabilir. İnsanoğluna dair daha fazla veri toplanırsa bilinçaltı çözülebilir ve psikolojik rahatsızlıklar dahi tedavi edilebilir. Belki de yaratılan bu big datanın doğru şekilde işlenmesi ile hastalıktan hiçbir insan ölmez, bir suçlunun beynine yerleştirilecek çip yardımı ile suç işlemesi engellenebilir. Kusursuz İron man haline gelebiliriz.

Fakat yaratılan kişisel verinin kanunsuz kullanımı ve irade - vicdan kararsızlığı arasında kalınabilir. Yani gerçekten iradesi olup karar veren sistemler üretilemeyebilir. Bu yaratılan süper insanlarla yenilmez bir ordu kurularak banka soygunları tasarlanabilir. İllegal biyolojik klonlamalarla korsan klonlama çeteleri müşterilerin talepleri doğrultusunda organ hatta ve hatta insan klonlayabilirler. İnsanların DNA’larını ve kök hücrelerini klonlamak sureti ile kanını, derisini, menisini, saç telini veya herhangi bir vücut parçasını klonlayarak olay yerlerine sahte ve manipüle edilmiş DNA örnekleri bırakılarak suç soruşturmalarının seyri değiştirilebilir ve DNA delillerinin güvenirliliği ortadan kalkabilir. Daha büyük felaketlere neden olacak olan  insandan alınan DNA örnekleri ile genetik mühendislik sayesinde Bıo weaponslar yaratılarak sadece o kişileri veya ırkları öldürebilecek virüsler yada hastalıklar geliştirilebilir. Veya yaratılan bu kadar büyük kişisel sağlık verisi, biyolojik veya biyometrik veriyi ele geçiren hackerlar bu verileri karaborsada bazı ilaç şirketlerine satabilirler.

Tüm bu örnekler teknolojinin melek ve şeytan olabileceğinin göstergesidir.  Yani teknolojik gelişmelerin ilerlemesi ile  özel nitelikli sağlık verilerinin işlenmesi veya ihlalleri çok yakın bir gelecekte daha çok gündeme gelecektir. Kişisel sağlık verilerinin kötüye kullanımını engellemek için  verinin kullanımı daha eğitimli veri denetçileri ile dürüstçe ve yasal olarak işlenebilir hale getirilmelidir. Yaratılan veriler sadece gereken ölçüde kullanılmalı yine yapay zeka teknolojisi ile veri minimizasyonu sağlayarak, anonimleştirilerek ortak bir ağda korunarak ölçeklendirilmelidir. Verinin yararlanabilir kısmı alındıktan sonra tüm sistemlerden güvenli bir şekilde sadece silinmesinin yeterli olmadığı aynı zamanda yok edilmesinin de önemli olduğunu da belirtmek isteriz.

Elon Musk yeni bir buluşla karşımıza çıktı.  İnsan ile makinenin yeni konuşma aracı olan ve insan beynini bilgisayara bağlamayı hedefleyen oldukça iddialı bir proje :  ‘Neuralink’…

Aslında işin özü insan beyninin kablosuz her yönden iki yönlü iletişime açık hale getirilmesi ve insanların gerek cihaza bağlı olarak gerek doğrudan bir başka insan veya makine ile iletişim kurulmasına olanak sağlamasıdır.

Nöral ağlar belli örnek biçimlerini modelleyerek esnek yapılar inşa edebiliyor ve bu ağlar görüntüleri ayırt etmede son derece başarılı hale gelmiş durumdalar.  İş dünyasının temel aracı olan elektronik tablolar ise son yıllarda son derece işlevsel hale gelmeye ve yapay zeka entegrasyonuyla çalışmaya başladılar.

Peki bu teknolojiler insanlarla makinelerin birlikte çalışıp yaşayacağı bir dünya oluşturur mu? Ya da insan beyninin hacklenmesine ve kişisel verilerinin ihlal edilmesine kapı mı açar? Kısacası bu teknolojiler -melek mi şeytan mı detaylı inceleyelim.

Son yıllarda salt nöral ağların geliştirilmesiyle yapılandırılmış veriler, metin ve rakamların yer aldığı sütun ve satırlardan çok yapay zeka araştırmacılarının odak noktası oldu. Bu durum yapılandırılmış verilerin temel unsur olduğu tıbbi araştırma, finans ve operasyon gibi alanlarda veri bilim insanlarının yararlanma alanı oluyor. Örneğin veri bilim insanları 55 bin kanser hastasının sağlık bilgilerini ve genom verilerini içeren elektronik bir tablo hazırlamak için aylarca çalıştılar. Buradaki alanlar ise yaş, kolesterol düzeyi ve kalp atımları gibi genel bilgilerin dışında detaylı moleküler profiller çıkarmak ve genetik anormallikler gibi daha sofistike detayların da incelenmesini sağlamaktı. Bu detaylı kişisel sağlık verilerinin nöral bir ağa aktarılarak hastanın sağlık durumuyla ilgili detaylı bir gen haritası çıkarmak amaçlanmaktadır. Hedef ise elbette ki her hastaya özel kişiselleştirişmiş tedavi seçenekleri sunmaktır.  Yani elektronik tablolara benzer yapılandırılmış verilerin nasıl kullanılacağını nöral ağlara öğretmeye başladılar.

Bu uygulamanın sunduğu fırsatlar ise  yaklaşık 5,8 zettabayt kişisel verinin elde edilebileceği yönündedir. Bir araştırma kuruluşu olan IDC’nin tahminine göre 1 zettabayt verinin dahi kabaca dünyadaki tüm plajlardaki kum taneciklerinin sayısına eşdeğer olucağı yönündedir. Bu bağlamda nöral ağların sunduğu sonsuz esneklik ve yaratabileceği kişisel verinin derinliği ise yapay zekanın sofistike yönünü paha biçilmez kılıyor. Bu da demek oluyor ki 40  yıl önceki kanser hastalarının dahi klinik verilerinin karşılaştırabilir hale gelerek detaylı elektronik tablo analizleri ile ve belli bir tedaviyle hastanın ne kadar yaşayabileceğini nokta atışı tespit edebilme ya da yaşam sürecini uzatma gibi değerlerin nöral ağların eğitilebilme ile  sağlanabileceğidir.

Şu anda pandemi nedeni ile  sağlık teknolojilerine odaklanmanın zirve yapmış olduğu bir dönem yaşıyor olsakta bu çalışmaların sadece kişisel sağlık verisi elde etme ya da gen haritası çıkarmada kullanılmayacağı aynı zamanda elektronik tablolarda saklanan veriler ile ticari anlamda risk ya da müşteri memnuniyeti alanlarını daha anlamlı hale getirmek ya da online atılan bir tweetden insan duygularının okunabilme fırsatına haiz olmaya kadar birçok çeşitliliği mevcut olucak.

Tüm bu teknolojik değişim ve gelişimlere ise  melek tarafından bakınca çok  önemli bir dijital reformlardır. Alzheimer, otizm, felç veya kanser gibi birçok hastalığa çare bulunabilir. İnsanoğluna dair daha fazla veri toplanırsa bilinçaltı çözülebilir ve psikolojik rahatsızlıklar dahi tedavi edilebilir. Belki de yaratılan bu big datanın doğru şekilde işlenmesi ile hastalıktan hiçbir insan ölmez, bir suçlunun beynine yerleştirilecek çip yardımı ile suç işlemesi engellenebilir. Kusursuz İron man haline gelebiliriz.

Fakat yaratılan kişisel verinin kanunsuz kullanımı ve irade - vicdan kararsızlığı arasında kalınabilir. Yani gerçekten iradesi olup karar veren sistemler üretilemeyebilir. Bu yaratılan süper insanlarla yenilmez bir ordu kurularak banka soygunları tasarlanabilir. İllegal biyolojik klonlamalarla korsan klonlama çeteleri müşterilerin talepleri doğrultusunda organ hatta ve hatta insan klonlayabilirler. İnsanların DNA’larını ve kök hücrelerini klonlamak sureti ile kanını, derisini, menisini, saç telini veya herhangi bir vücut parçasını klonlayarak olay yerlerine sahte ve manipüle edilmiş DNA örnekleri bırakılarak suç soruşturmalarının seyri değiştirilebilir ve DNA delillerinin güvenirliliği ortadan kalkabilir. Daha büyük felaketlere neden olacak olan  insandan alınan DNA örnekleri ile genetik mühendislik sayesinde Bıo weaponslar yaratılarak sadece o kişileri veya ırkları öldürebilecek virüsler yada hastalıklar geliştirilebilir. Veya yaratılan bu kadar büyük kişisel sağlık verisi, biyolojik veya biyometrik veriyi ele geçiren hackerlar bu verileri karaborsada bazı ilaç şirketlerine satabilirler.

Tüm bu örnekler teknolojinin melek ve şeytan olabileceğinin göstergesidir.  Yani teknolojik gelişmelerin ilerlemesi ile  özel nitelikli sağlık verilerinin işlenmesi veya ihlalleri çok yakın bir gelecekte daha çok gündeme gelecektir. Kişisel sağlık verilerinin kötüye kullanımını engellemek için  verinin kullanımı daha eğitimli veri denetçileri ile dürüstçe ve yasal olarak işlenebilir hale getirilmelidir. Yaratılan veriler sadece gereken ölçüde kullanılmalı yine yapay zeka teknolojisi ile veri minimizasyonu sağlayarak, anonimleştirilerek ortak bir ağda korunarak ölçeklendirilmelidir. Verinin yararlanabilir kısmı alındıktan sonra tüm sistemlerden güvenli bir şekilde sadece silinmesinin yeterli olmadığı aynı zamanda yok edilmesinin de önemli olduğunu da belirtmek isteriz.

ELEKRONİK TABLOLAR, NÖRAL AĞLAR VE NEURALİNK TEKNOLOJİSİ KİŞİSEL VERİ İHLALİNE SEBEP OLUR MU?